Altının onsu, ocak ayında ulaştığı 5.589 dolarlık tarihi zirvesinden 5.100 dolar bandının gerisine çekilerek son ayların en sert düşüşünü yaşadı. Altındaki olağanüstü ralli sırasında alım yapanlar için bu durum acı verici olsa da Wall Street bunu bitmekten uzak bir boğa piyasasındaki “sağlıklı bir düzeltme” olarak görüyor. The Street’in haberine göre asıl soru düşüşün can yakıp yakmadığı değil, altını rekorlara taşıyan güçlerin hâlâ yerinde olup olmadığı. Çoğu kanıtsa altının temellerinin güçlü olduğunu gösteriyor.
Altın satışlarını ne tetikledi?
Mart ayındaki geri çekilme tek bir krizden kaynaklanmadı; amansız bir rallinin ardından gelen beklenen bir kâr realizasyonuydu. Doların kısa süreli toparlanması da fiyatlar üzerinde baskı yarattı. Monetary Metals Genel Müdürü Hiren Chandaria, gelişmelere hazırlıksız yakalanmadıklarını belirterek, “Makro ve yapısal itici güçler bu kadar güçlüyken, düşüşler yeni alımları çekecek ve yükseliş trendi devam edecektir” dedi. 42 Macro Kurucusu Darius Dale de küresel likiditenin artması ve jeopolitik kaynaklı arz-talep dengesizliğinin altını desteklemeyi sürdürdüğünü vurguladı.
Analistler neden bunu bir alım fırsatı olarak görüyor?
Tarihsel olarak bireysel yatırımcıyı korkutan düzeltmeler, kurumsal alıcıların alım yapmak için kullandığı fırsatlardır. Teknik tablo da bu görüşü destekliyor. Momentum göstergelerinin aşırı alım bölgesinden soğuması, aşırı spekülasyon baskısı olmadan yeni bir yükselişin yolunu açıyor. Analistlerin düşüşü geçici görmelerinin temel nedenleri şunlar:
Altın 200 günlük hareketli ortalamalarının üzerinde kalarak uzun vadeli yükseliş trendini koruyor.
Dünya Altın Konseyi, yalnızca 2025’in son çeyreğinde 230 tonluk net merkez bankası talebi bildirdi.
Reel getiriler negatif olmaya devam ediyor; tahvillerin enflasyona göre düzeltilmiş getirileri altını hâlâ rekabetçi kılıyor.
Küresel altın ETF’leri bu yıl 77 milyar dolar giriş gördü ve varlıklara 700 tondan fazla ekleme yaptı.
Eylül ayı için Fed faiz indirimi ihtimali yüksek seyretmeye devam ediyor.
Merkez bankaları geri adım atmıyor
Rallinin en önemli temellerinden biri olan merkez bankası alımları hız kesmiyor. Dünya Altın Konseyi, 2026 yılı için merkez bankaları talebinin 750 ila 900 ton arasında olacağını öngörüyor. Çin, Rusya, Hindistan, Türkiye ve Polonya’nın yaptığı alımlar, altın fiyatlarında kalıcı bir zemin oluşturarak olası düşüşleri sınırlıyor.
Büyük bankaların yıl sonu altın hedefleri
Wall Street bankaları da yükseliş hedeflerinden vazgeçmiyor. Aksine, düzeltmenin bir giriş noktası olarak yeniden çerçevelenmesi söz konusu. Başlıca kurumların güncel yıl sonu hedefleri şöyle:
JPMorgan: 6.300 dolar
Wells Fargo: 6.100 – 6.300 dolar (Önceki 4.500 – 4.700 dolar hedefinden sert bir yukarı güncelleme)
UBS: Temel senaryoda 6.200 dolar, jeopolitik riskler yoğunlaşırsa 7.200 dolar.
Deutsche Bank: 6.000 dolar
Goldman Sachs: 5.400 dolar (Riskler yukarı yönlü)
Düzeltmeyi derinleştirebilecek riskler ve strateji
Tüm bu iyimser tabloya rağmen altın yıllar içinde sahte ralliler de gerçekleştirdi. Goldman Sachs ve UBS, azalan küresel politika belirsizliği veya Fed’in şahin bir tutuma dönmesinin fiyatlar üzerinde en büyük risk olduğunu belirtiyor.
USAGOLD konsensüsü, 2026 için gerçekçi işlem aralığını 5.000 ile 6.000 dolar arasında belirliyor. EBC Financial Group ise altının 5.298 doların üzerinde kaldığı sürece ilk hedefin 5.450 dolar bandı olacağını söylüyor. Ancak firmanın geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada günlük kapanışın 5.160 doların altına düşmesi halinde aşağı yönlü risklerin çok daha ciddi hale geleceği uyarısı yapılmıştı.
Altının onsu hafta başı itibarıyla 5.070 dolara kadar gerileyerek bu kritik kısa vadeli destek seviyesini kırmış olsa da uzmanların yatırımcılara ortak tavsiyesi değişmedi: Tek bir dip noktasını yakalamaya çalışmak yerine, kademeli alım (dolar-maliyet ortalaması) yapmak. Zira rallinin arkasındaki güçler tek bir haberle oluşmadığı gibi, tek bir haberle de ortadan kalkmayacak.


